Film Yorum | The Danish Girl (Danimarkalı Kız)


Oscar ödüllü yönetmen Tom Hooper'dan sarsıcı bir hikaye "Danimarkalı Kız"

Avrupa'nın ilk transseksüeli Lili Elbe'nin hayat öyküsünü anlatan film gerçekten izleyeni sarsan bir gerçekçilikte...

Lili'ye hayat verense yönetmen gibi Oscarlı bir isim: Eddie Redmayne

Film boyunca bu rolü Redmayne'den başkası oynasa bu kadar etkileyici olmazmış diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Fiziksel uygunluğu da biçilmiş kaftan!




Geçen sene Oscar aldığı Stephan Hawking karakterinde Hawking'in kendisini dahi şaşırtacak denli başarılı olan oyuncu, bir kez daha şapka çıkarttırıyor izleyenlerine... Ama diğer başrol oyuncusu Alica Vikander de gölgede kalmıyor. En az Redmayne kadar hatta bence ondan daha etkileyici bir performans sergiliyor. 

Yukarıda da bahsettiğim gibi film, erkek bedeninde bir kadın ruhu taşıyan Lili'nin hayatını anlatıyor. Ruhunda uyanmaya başlayan kadınsı duygular, sadece kendisinin değil karısı ve çevresinin de kafasını karıştırıyor.



Ressam eşi Gerda, kocası Einer'ın(Lily) hissettiklerini önceleri bir oyun olarak görüyor. Aslında her ikisi için de bu bir oyun gibi geliyor ama zaman geçtikçe Einer Lily karakterine bürünmeye başlıyor. Hatta bir süre sonra Einer'ı tamamen öldürüp, Lily olarak hayatına devam etmeyi isteyecek kadar!

Tüm bu değişim aşamalarında, karakterlerin ruhlarında kopan fırtınaları çok çarpıcı biçimde hissedebiliyoruz. Erkek bedeni içine sıkışıp kalmış bir kadının,bunu, kendisine itmesinin ne kadar zor olduğunu izliyoruz. Tüm bunlar olurken, bir kadının sevdiği adamın kendini yeniden yaratmasına acıyla nasıl destek olduğuna da tanık oluyoruz.




Pek çoğumuz için anlaması çok zor duygular olsa da, hissedilen acılar ortak. Biz de Gerda ve Einer'ı, tam da bu merkezden izleyip empati kurabiliyoruz.

Son derece etkileyici dramatik bir film "Danimarkalı Kız"
Muhteşem oyuncular eşliğinde, gerçek bir hikaye izlemek istiyorsanız kaçırmayın.




Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.