Film Yorum | Listen To Me Marlon (Dinle Beni Marlon)


Bu filmi - biyografi demek aslında daha doğru olacak - izlerken neden izlemek için bu kadar geç kaldım diye kendi kendime söylendim. Tam 1 saat 43 dakika boyunca gözlerinizi ekrandan ayıramayacağınız müthiş bir hikaye sizi bekliyor.

Yönetmenliğini Stevan Riley'in  yaptığı ve Marlon Brando'un kendi sesinden dinlediğimiz bu biyografi, bizzat oyuncunun kendi kayıtları ve notlarından oluşuyor. Bu nedenle etkileyiciliği çok daha yüksek.



Ekranda sert, asi çocuk rolleriyle izlediğimiz Marlon Brando'nun aslında ne kadar romantik ve hassas bir erkek olduğunu çocukluğundan başlayarak keşfetmeye başlıyoruz. Nebraska'da dünyaya gelen aktör, kendisiyle aynı adı taşıyan oldukça otoriter ve çapkın bir babanin izlerini şöhret olduktan sonra bile omuzundan taşıyor. 

Babasına olan nefretini "Biribirimize tahammül bile edemiyorduk" diye özetliyor. Annesi Dorothy ise babasının aksine Marlon'a çok düşkün ama alkol problemi olan oldukça güzel bir kadın.

Kendi kanatlarıyla uçmaya karar veren Marlon, cebinde çok az bir parayla New York' gidiyor - boğulursam büyük denizde boğulurum diyerek. Ve orada hayatına yön verecek o kadınla tanışıyor: Stella Adler

Stella Adler neredeyse bütün büyük oyuncuların kullandığı "metod" oyunculuğunun en önemli öğreticilerinden biri. Marlon'a içindeki devi uyandırması için destek oluyor ve "Bir gün tüm dünya benim sende gördüğüm şeyi görecek" diyor. Ve öyle de oluyor.



Tüm film boyunca Marlon Brando'nun sesinden gerçek Marlon'ı dinlemek inanılmaz etkileyici. O sert görüntüsünün altında aslında hep sevilmek, belki babasını gururlandırmak için çabalayan küçük bir çocuk olduğunu anlıyorsunuz.

Parayı sadece  bir daha hiç para kazanmak zorunda kalmamak için sevdiğini söylüyor mesela. Tüm isteği yeterince para kazanıp, o çok sevdiği Tahiti'de yaşamak... Ve bunu 30'lu yaşlarından sonra yapıyor da...Hatta huzur bulduğum tek yer diye tanımladığı bir ada parçasında tadını çıkartıyor hayatın. Ama evliliklerindeki mutsuzluğu onu her yerde takip ediyor.



Tam 3 başarısız evlilik yapan Brando'ya asıl acıyı yaşatan eşleri değil çocukları oluyor. Kızı Cheyenne ve oğlu Christian'ın Brando'ya ne kadar acı verdiğini siz de kalbinizin bir köşesi acıyarak izliyorsunuz.


Magazinsel öğeler de var ama daha çok Brando'nun işine, rollerine ve hayata bakış açısını öğreniyoruz onun ağzından. " Neden bu seçimleri yaptım?" sorusunun cevabını vermeye çalışıyor günahıyla sevabıyla...



Bu filmi izlemeniz için sinemayı yakından takip etmenize gerek yok. Gelmiş geçmiş en büyük aktörlerden biri olarak gösterilen Marlon Brando'nun derslerle dolu hayat hikayesinde eminim herkes kendinden birşeyler bulacak.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.