Film Yorum | Money Monster (Para Tuzağı)


George Clooney ve Julia Roberts beyazperdede  güzel bir ekip oluşturan oyuncular. "Money Monster"ı (Para Tuzağı) bu iki isim bile yeterli açıkçası.  Hele bir de yönetmen koltuğunda Jodie Foster'ın oturduğunu okuduysanız yeme de yanında yat dersiniz...

Dersiniz ama...





Adından da anlaşılacağı üzere film, merkeze parayı ve buna bağlı olarak toplumsal sınıfların derinleşmesine neden olan insan öğütücü sistemi alıyor. Zenginin daha zengin olduğu, orta sınıfın ise biz de bir parça koparabilir miyiz acaba dediği bir para çarkı Wall Street yani borsa çıkışlı. 

Şahsen pek ilgim olan bir konu olmasa da borsada dönen dolapları az çok duymuşluğum ve okumuşluğum var. Borsayla dolayısıyla ekonomik düzenle ilgili daha geniş bir ilgi ve bilginiz varsa sıradan izleyiciden daha fazla zevk alarak izleyeceğinizi söyleyebilirim.




Yine bir gün canlı yayında şakalar, danslar eşliğinde bir program yapmaya çalışan Lee hiç beklemediği bir misafiri ağırlamak zorunda kalır. Elindeki tüm parayı Lee'nin tavsiyesi üzerine bir hisseye yatıran ve kaybeden Kyle Budwell.

Kaybedecek canından başka hiçbir şeyi kalmayan Kyle, çaresizlikten -ve gayet amatörce-  bomba dolu bir yelek ve bir silahla stüdyoyu basar. Lee önce bu durumu anlayamaz, hatta izleyenler de! Gayet hareketli bir program olduğu için çoğu kişi bunu şovun bir parçası sanır ve gülerek izlemeye devam eder. Ne zaman ki gerçek anlaşılır, Kyle Lee'ye yeleği giydirir ve bombaları patlatmakla tehdit eder, durum birden ciddiye döner.


Bundan sonra Kyle'ın çaresizliğini gayet iyi kullanan Lee ve Patty'nin bu rehin alma olayını başarılı bir canlı yayına dönüştürdüğünü izleriz. Önceleri ilk amaçları bu durumdan sağ salim çıkmak olmak olan ekip, Kyle'ın zorlamasıyla bu hisselerin neden düştüğünü araştırmaya başlar ve çıkan sonuçlar kendilerini de hiç beklemedikleri bir sonuca doğru götürecektir.



"Money Monster"ı(Para Tuzağı) izlerken benzer konuları işlemesinden dolayı aklıma Al Pacino'lu "A Dog Day Afternoon" geldi. Tabii o filmin yanında çok daha hafif kaldığını kabul etmeliyim. 

Konusu dolayısıyla izleyicinin merak seviyesini üst noktalarda tutmak için elinde bir seçenek olsa da, filmin genel anlamda bir inandırıcılık sorunu var bana göre. Bir izleyen olarak filmin içine çok giremediğimi söylemek zorundayım. Vasat oyunculukların yeterli olduğu karakterler de filmin "ehh" çizgisinden çok da yukarı çıkamamasına neden olmuş.


Clooney&Roberts ikilisini sevenler ve Jodie Foster'ın filmografisini takip edenler için ilginç bir film olabilir ama izlediğinizin ertesi günü aklınızda pek bir şey bırakmayacak bir film olduğunu bilerek gidin derim bu filme. 

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.