Film Yorum | Approching The Unknown (Bilinmeze Yolculuk)


Sadece adıyla bile bili-kurgu hayranlarının dikkatini çekebilecek bir film "Bilinmeze Yolculuk"

Son yıllarda örneklerini izlediğimiz Mars gezegenine yapılan bir yolculuğu konu alıyor. Bunu okuyunca hemen geçen sene izlediğimiz Matt Damon'lı "Marslı" (The Martian) filmi geliyor. Konuları benzerlik gösterse de, bu sadece benzerlik olarak kalıyor, oldukça farklı şekilde işliyorlar Mars yolculuğunu. O yüzden iki filmi kıyaslamak -pek çok kişi bunu yapmış ama - bence anlamsız.



Kaptan William Stanaford amacı Mars'a koloni kurmak olan yolculuğun tek yolcusudur. Orada olmasının anlamlı bir de nedeni var tabii. Kendisi kumu çeşitli kimyasal tepkimelere sokarak H2O'yu yani suyu arıtabilmiş bir bilim insanı. NASA da onun bu buluşunu Mars'ta kullanması, gezegeni insan yaşamına uygun hale getirmesi için Stanaford'u bu görev için gönderiyor.

Bu yolcuğun insanlık için önemi tartışılamaz ama Stanaford için ayrı bir önemi var. Çünkü dünyayı terk ettikten sonra bir daha geri dönüşü olmayacak. Bu yolculuğa çıkmaya karar verdiği zaman -ve sırasında-  herkes "neden?" sorusunu soruyor ona. Stanaford'un kendine göre sebepleri var ve bunlardan bir an olsun bile şüphe etmiyor.



Yolculuk esnasında sürekli hem görevinin sorumluluğu hem de aldığı kararın ağırlığı altında ezilmeye başlıyor. Ve bu dakikadan itibaren uzay boşluğunda tek başına yol alan yapayalnız bir adamın sorgulamalarını izlemeye başlıyoruz. filmin bilim-kurgu çizgisinden çıkıp dram kulvarına geçmesi de burada başlıyor. O klostrofobik ortamın verdiği baskıyı izleyiciye çok güzel geçiren oyuncu Mark Strong, yalnızlığını ve kimi zaman hissettiği o büyük çaresizliğini de ok güzel gösteriyor beyaz perdede...




Konusunu bir yana bırakın, her şeyden önce uzayın büyüklüğü ve sonsuzuğu karşısındaki acizliğimiz ve ufaklığımız bile bu filmi etkileyici kılmaya yetiyor. Filmin özellikle ikinci yarısından sonra gördüğümüz o uzay görüntüleri de tek kelimeyle nefis!!

Evet "Approaching The Unknown" bir varış hikayesi değil, tam olarak bir yol hikayesi. Daha çok bir insanın kendiyle, hayatla ve dünyayla hesaplaşması belki de... Filmi beğenmeyenlerin en çok eleştirikleri nokta olan bu kısım, benim filmi anlamlı bulmama neden olan kısım aslına bakılırsa. Çünkü bu derin ve cevabı olmayan soruları sanırım herkes sormuyor kendine, soranlarsa ekranda izledikleri kişiyle özdeşleşmeyi bu nedenle sağlayabiliyorlar. 

Filme dair tek eleştirim Stanaford karakterinin dünyada bıraktığı geçmişini, ailesini ya da nedenlerini daha iyi anlamak isterdim. Yönetmen geçmişten çok "an"a odaklanmayı seçtiği için boşlukları izleyici olarak bizim doldurmamız gerekiyor.


Yönetmen ve hikayenin  Mark Elijah Rosenber'e ait olduğu bu 1,5 saatlik filmde Mark Strong, Luke Wilson, Sanaa Lathan ve Charles Baker rol alıyor.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.