Film Yorum | Blood Father (Kan Bağı)


Eski çamlar bardak oldu ama bizim eski tüfekler hala fişek gibi...
2011 yılından beri beyazperdede izlemediğimiz Cesur Yüreğimiz yine eskisi kadar güçlü, kıvrak ve de espritüel.


Mel Gibson ekranda izlemeyi sevdiğim oyunculardan biri. Özellikle filmlerindeki o beni benden alan çatlak adam tiplemeleriyle... Seviyorum bu adamı...


"Blood Father" (Kan Bağı) da istisna değil. Gibson, Link adında eski bir suçluyu canlandırıyor. geçmişi pek de temiz olmayan Link, bir gün her şeyi geride bırakıp, beyaz bir sayfa açmaya karar veriyor. California'nın çöllerinde bir yerlerde kendine ufak bir dövmeci açıyor - Missing Links Tattoo

Link yaşıtı arkadaşlarıyla mazbut bir biçimde yuvarlanıp giderken, kendini bir anda hiç beklemediği bir kovalamacanın içinde buluyor.

"Ben kendime bakarım tamam mıı" kafasındaki ergenimiz Lydia, bir süre önce birlikte yaşadığı annesini terkedip kendi ayakları üzerinde durmaya karar verir. Ama hoooop birden kendini uyuşturucu kartelininiçinde bulur. Silahlar ortaya çıkıp asi kızımız korkmaya başlayınca bilin bakalım kimi arar? Yıllardır görmediği babasını tabii...


Babalık böyle bir şey işte... Link yemin ettiği her şeyi bozar ve bu kovalamacada kızına yardım eder. Eski bir suçlu olması, ona, hem hayatta kalmada hem de hapishanede edindiği bağlantıları kullanıp kızını korumasında yardımcı olacaktır. Anlayacağınız kızına zamanında yeterli ilgi göstermeyen bir baba ve asi kızının o duygusal hikayesi yine karşımıza çıkıyor.

Tabii tüm bu silahları, çeteleri vs. izlerken bizi ekrana asıl bağlayan Gibson'ın oynadığı Link karakteri. Her zamanki gibi izlemesi çok keyifli bir oyunculuk sergiliyor Avustralyalı oyuncu. Kızını canlandıran Erin Moriarty Selena Gomez dublorü olarak kendine bundan sonra iş bulabilir. Tatlı kız kontenjanından kadroda.


Filmin güzel bir sürprizi de karakter rollerinde sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz William H.Macy'i izlemek. Michael Parks da "Preacher" rolünde gayet etkileyici bir performans sunuyor.

Yönetmenliğini Jean-François Richet'nin yaptığı film Peter Craig'in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmış.

Bir Gibson-sever olarak "Blood Father"ı (Kan Bağı) keyifle izledim. Gibson baharat gibi, oynadığı her filmi lezzetlendiriyor.

Hafta sonu, bol baba-kız duygusallığı gölgesinde bir tutam aksiyon izlemek isteyenler için film uygun bir tercih olur.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.