Film Yorum | Brookyln


Ülkemizde yeni gösterime giren "Brooklyn" aslında 2015 yılına ait bir film. Muhtemelen adını Oscar törenlerinde de duymuşsunuzdur çünkü "En İyi Kadın Oyuncu" ve "En İyi Uyarlama Senaryo" dallarında adaylıkları vardı. Ülkemizde gösterim tarihinin bu kadar geç kalmış olması ilginç.

Saoirse Ronan'ın siması size oldukça tanıdık gelecektir "Göçebe", "The Lovely Bones " gibi filmlerin başarılı oyuncularından biriydi. Gelecekten 1950'lere doğru hızlı bir dönüşle kendisini İrlanda'nın minil bir sahil kasabasında izliyoruz.


Herkesin birbirini tanıdığı, kısıtlı imkanları ve boğucu atmosferi ile gençlerin terk-i diyar etmek istediği o küçük kasabalardan birinde ablası ve annesiyle yaşıyor Eilis Lacey. Cam fanusundan kaçmayı o kadar istiyor ki bir yolunu bulup yeni dünya Amerika'ya Brooklyn'e giden bir gemide buluyor kendini.

Tek başına ve içinde yüzlerce soru işaretiyle dolu yolcuğu filmin duygusal sahnelerinin başlarında yer alıyor. Okyanusu aşarken içinde bulunduğu durum güzel tasvir edildiği için biz de bu küçük, çaresiz kız için ister istemez endişe ediyoruz.




Amerika'ya ayak bastığında hiç bilmediği bir ülkeye alışma süreci başlıyor bu kez. Hiç bilmediği kalabalık sokaklar, hiç tanımadığı yüzler ve aşına olmadığı bir kültür...Ve en önemlisi "hasret"! Ona bu imkanı bulmada yardımcı olan rahibin dediği gibi "Hasretin seni öldüreceğini sanırsın ama bir süre sonra mutlaka alışırsın hatta hiç yaşamamışsın gibi gelir bu duygu zamanla"


Zor geçen zamanlar öylesine duygusal ve akıcı anlatılmış ki izleyicinin Eilis'le empati kurmaması mümkün değil. (Benzer deneyim yaşayanlar için çok da tanıdık gelecek) Bu kırılgan ve naif kızın gün be gün güçlenmesi ve hayata tutunması hızlanırken hayatına giren bir erkek onu doğru seçimi yaptığı konusunda iyice cesaretlendirir. Yeni ülkesinde hayatını paylaşacağı birinin olması Eilis'in yaşadıklarına bambaşka bir gözle bakmasını sağlayacak.



Ancak  İrlanda'dan gelen bir haber filmin hikayesinin yönünü tamamen değiştirecek.


Ailesinden, topraklarından ayrılıp bambaşka bir ülkede yeni bir yaşam kuranların bilindik, tanıdık öyküsünü anlatıyor Brooklyn aslında. İnsan denen varlığın yeniliklere adapte olmada ne kadar güçlü olduğunu, sevdiklerine ve köklerine karşı da ne kadar hassa olduğunu... İlginç bir hikaye anlatmasa sa özellikle Saoirse Ronan'ın başarılı performansı filme farklılık katıyor ve başından sonuna sıkılmadan izlemenizi sağlıyor.

Dram filmi sevenler için bir hafta sonu alternatifi olabilir ama büyük beklentilere sahip olmadan...

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.