Film Yorum | Imperium (Köstebek)


"Er Ist Wieder Da" filminden sonra benzer konuya sahip "Imperium" (Köstebek) filmini izlemem ilginç bir tesadüf oldu. Farklı yönlerden yaklaşsalar da aslında her iki filmin merkezinde de "ırkçılık" kavramı var.

Günümüzde din odaklı ırkçılık daha ön plana çıksa da - ki filmin ilk dakikalarında buna da ucundan değinilmiş film beyaz ırkın üstünlüğüne inanan Neo-nazi bir topluluğun iç yüzünü anlatıyor. 

Yakın zamanda bombalı bir eylem yapmaya hazırlanan bu ırkçı grubun içine bir köstebek göndermeye karar verir FBI. Ve bu görev için sessiz, sakin, uyumlu ajan Nate Foster uygun bulunur. Nate bu görevi kabul edip onlardan biri olmaya karar verdiğinde ilk işi saçlarını (ve önyargılarını) kesmek olur.



Görevi sadece onların arasında sızmak değil, onlar gibi hissetmek, onlar gibi düşünmek, dolayısıyla bir adım sonrasında ne yapacaklarını kestirebilmektir. Bunun için yıkık dökük bir ev kiralar (mükemmel fon), ilgi çekici bir dükkan açar (kimyasal madde satışı - güzel bir olta!!) ve aralarında Hitler'in "Kavgam" kitabının da olduğu onlarca kitap...



Çoğumuzu Neo-nazı denilince akla gelen o dazlak kafalı, dövmeli ve deri giysili adamların sadece ekran koruyucusu olduklarını anlaması uzun sürmez Nate'in. Bu oluşumun arkasında, sıradan yaşayan, aşırı hareketlerden kaçınan, çevrelerinde sevilen insanların olduğunu görmek onu şaşırtır. Bu insanlar hareketin beyin takımını oluştururken, yapılacak eylemlerin de planlayıcılarıdır.

Bu zorlu görevi renk vermeden tamamlamak zorunda olan Nate ve birlikte çalıştığı "Bayan Sakız" Angela bir an önce bu eylemin şifrelerini çözmek zorundadırlar.

Yönetmenliğini Daniel Ragussis'in yaptığı "Imperium"un senaryosu yine Ragussis tarafından Michael German'ın gerçek hikayesinden esinlenerek yazılmış. Nate rolünü oynayan Radcliffe'in filmdeki oyunculuğu tartışılmaz ama ne kadar inandırıcı olabildiği konusunda soru işaretlerim var.



Hikaye karakterlerin derinliğini vermede çok yetersiz, bunun yanında bir aksiyon da izletemiyor bizlere. Hep bir şeyler olacak diye bekliyorsunuz ama beyhude... Hikayesinin olağan aksiyonuna sığınsa da ıhh ıhh olmuyor. Hele benim çok sevdiğim oyuncu Toni Colette'i o saçma sapan Ajan Angela rolünde izlemesi resmen bir işkenceydi benim için.

IMDB puanı 6.5 olan film - Radcliffe'in oyunculuğu dışında - 1,5 saat boyunca en ufak bir heyecan yaşatmıyor izleyenine. Bu konuda yapılmış onca muhteşem film varken en azından yönetmenin cesaretini kutlamak gerek!

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.