Kitap | Marilyn Monroe Ve Bilinmeyen Hayatı


Hakkında belki de ne çok kitap yazılmış ünlüdür Marilyn Monroe.
Ölümünün üzerinden yıllar yıllar geçmesine rağmen hayatı, aşkları, oyunculuğu ve tabii ki ölümü hala çok konuşuluyor ve konuşulacak.

Marilyn'le ilgili bir çok kitap okudum şimdiye kadar ama J.Randy Taraborrelli'nin bu kitabında sinemanın unutulmaz sarışınına dair yanlış bildiğimiz - ya da hiç bilmediğimiz- pek çok detay okudum. Sadece Marilyn Monroe'yu değil Norma Jeane'i de tanımak istiyorsanıb bu kitabı keyifle okuyacağınızı garanti ederim.




- Kitabın ilk bölümlerinde Norma Jeane'in çocukluğunu okurken "küçücük masum bir çocuk nasıl dayanabilir tüm yaşadıklarına?" dediğimi hatırlıyorum. Annesi Gladys'in akıl hastalıklarının yavaş yavaş su yüzüne çıktığı yıllar ve Marilyn bu nedenle sürekli farklı aileler yanında veriliyor. Kendisine bakan bu aileler bazen Marilyn'i tekrar yuvaya bırakıyorlar ve bir çocuk için kalıcı bir eve, odam diyebileceği bir yere sahip olamamak nasıldır hayal bile edemedim. Sanırım ünlü yıldızın hayatı boyunca yaşadığı sevilmeme duygusunun nedeni bu...

- Babasının kim olduğundan hiçbir zaman emin olamamış. Ama Gladys Marilyn'in babasının Stanley Gifford olduğunu konusunda ısrarcıymış. Gifford'ın oğlu Stanley Jr, Marilyn'in ölümünden sonra bile bu iddiayı gülünç bulduğunu ve babasının ölüm döşeğinde dahi buna benzer hiçbir şey söylemediğini söyleyerek bu iddiayı kesin dille reddetmiş.




- Gladys hayatının büyük bölümünü akıl hastanelerinde geçiriyor ve kızının ölümünden sonra 22 yıl daha yaşıyor. Marilyn hayatı boyunca maddi manevi sürekli destek olmuş annesine. Hastanede ziyaret etmiş ama bu ziyaretlerin çoğu Marilyn'in ağlama kriziyle sonuçlanmış. Mensup olduğu bir tarikat nedeniyle ilaç kullanmayı reddeden Gladys bu nedenle hiçbir zaman tam bir iyileşme yaşamamış.



- Marilyn üvey kız kardeşi Berniece ile hayatı boyunca görüşmüş ve son yıllarına kadar sıkıntılarını hep onunla paylaşmış.

- Hayatında bana sevdiği tek bir erkek olmuş: ünlü beyzbol oyuncusu ve evlenip boşandığı Joe DiMaggio. Psikiyatristi onu akıl hastanesine kapattığında ve sadece 1 kişiyi arayabileceği söylendiğinde, kendisini buradan kurtaracağına inandığı o kişiyi aramış (o sırada çoktan boşanmış olmalarına rağmen) DiMaggio. Ve haklı da çıkmış. Yeğeni Mona Rae,Marilyn ölmeden önce DiMaggio ile yeniden evlenmeyi planladıklarını söyler. 




- Büyük bir Jean Harlow hayranı olan Marilyn DiMaggio'dan , tıpkı Harlow'ın sevgilisi William Powell'dan istediği gibi, kendisinden önce ölürse mezarına her hafta taze çiçek bırakmasını istedi. Ve DiMaggio sözünü tuttu, öldüğü 1999 yılında kadar her hafta Marilyn'e taze çiçekler gönderdi.

- DiMaggio'dan sonra evlendiği Arthur Miller'la evliliğinin yürümeyeceğini Marilyn 2 hafta içinde anladı. Ama bu evliliği yürütmek zorunda olduğunu hissetti, insanların kendisine başarısız dememesi için. Hep dedikleri gibi Marilyn onda zekayı, Miller da Marilyn'de güzelliği buldu.




- Şöhretinin iyice parladığı yıllarda Marilyn avuç avuç sakinleştirici içermiş. Hatta 3 tane sakinleştiriciyi karıştırıp kendine enjekte eder, soranlara da vitamin iğnesi yaptığını söylermiş. Bir gün buna tanık olan Frank Sinatra "Marilyn'in göz göre göre ölüme gittiğini o an anladım" diyor.

- Bu kadar fazla ilacı kendi doktorları yazmayınca, yazacak yeni doktorlar bulur hatta onlara para teklif edermiş. Öldüğü zaman başucunda tam 15 farklı ilaç kutusu bulunmuş.


- Marilyn'in en büyük korkusu tıpkı büyükannesi ve annesi Gladys gibi delirmekmiş. Bu yüzden tıpkı annesi gibi hayali sesler duymaya başlayınca "Onlar bu sesleri gerçek sanıyor, bence hayal olduklarını biliyorum. Bu benim deli olmadığımı gösterir" değil mi diye soruyormuş çevresine.

- Tam 2 kez düşük yapmış Marilyn. Hayatta en çok istediği şeylerden biri bebek sahibi - bir kız çocuk- olduğu için bu kayıplarından sonra kendine gelmesi oldukça uzun zaman almış.



- Özellikle hayatının son yıllarında kendisi de sarışın ve aptal Marilyn Monroe'yu oynamaktan çok yorulduğunu itiraf etmiş.

- Bilinenin aksine Amerikan Başkanı JK Kennedy ile öyle dillere destan bir ilişkisi olmamış. Topu topu 2 kez görüşmüşler. Kenndy Marilyn'i hiçbir zaman ciddiye almamış ve bu ünlü oyuncuyu delirtiyormuş. Hatta bir keresinde Kennedy kendisine "Sende First Lady hamuru yok tatlım" dediğinde Marilyn çok bozulmuş.


Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici ayrıntı 636 sayfalık kitapta sizi bekliyor. Kitabın son bölümünde özellikle Marilyn-severlerin bayılacağı hiç görülmemiş fotoğrafları yer alıyor.


Marilyn Monroe ve Bilinmeyen Hayatı

(The Secret Life of Marilyn Monroe)
Çeviri: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Artemis Yayınları
1. Basım: Mayıs 2011

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.