Film Yorum | The Infiltrator (Muhbir)


Pazar günü Hürriyet Pazar'da Yenal Bilgici'nin "Narcos'u dize getiren adamın sıradışı hikayesi" yazısını büyük bir keyifle okudum. Büyük uyuşturucu kartellerinin içine sızan ajan Robert Mazur'un Pablo Escobar çetesinin finans kaynaklarına ulaşma hikayesini anlatıyordu. Yakın zamanda kitap olarak piyasa sürülen bu hikayenin filminin de olduğunu öğrenince keyfimi tahmin edersiniz. 

Hele bir de filmin başrol oyuncusunun Mr. Heisenberg olduğunu öğrenince...


Gerçek hikayeler her zaman kurgudan daha çok etkiler izleyiciyi. Filmi nefes almadan izlememin en önemli nedeni buydu. Bu kadar güçlü bir kartelin, acımasız insanların içine sızması ve hayatı neredeyse pamuk ipliğine bağlıyken renk vermeden görevini büyük bir ustalıkla tamamlaması kesinlikle takdire şayan! İzlemesi bu kadar zorken bunu yaşaması nasıldır tahmin bile edemiyorum.

Mr.Heisenber Mafyalara Karışmış

Ekip arkadaşları ile birlikte daha önce böyle görevlerde yer alan Rober Mazur yeni görevlerinin Escobar'ın kara para aklama görevini ortaya çıkarmak olduğunu duyunca projeyi başlatan o cümleyi söyler: Onlara ulaşmak için uyuşturucuyu değil parayı takip etmemiz gerekir.

Mazur ya da görevdeki adıyla Bob Musella büyük çaplı parayı legal yollarla aklayabileceği bilgisini hafiften kartelin tabanındaki adamlara duyurmaya başlar. İşini gayet temiz ve hızlı yapması Musella'nın giderek göze girmesine ve tabii giderek daha tepedeki yöneticilerle tanışmasını sağlar.



Bu kimliğiyle giderek sevilen ve güvenilen biri haline gelen Musella, özel hayatını da bir şekilde kamufle etmek için, kendi gibi ajan arkadaşı Kathy Ertz ile bir nişanlılık hikayesi uydurur. Halbuki gerçek hayatta evli ve 2 çocuk sahibidir. Ancak eşi Evelyn çocuklarının böyle bir tehlikenin içinde kalmasını istemez eve evi terkeder. Bundan sonra Mazur artık tek başınadır.

Bir yandan ajanlık görevlerini yapmaya çalışırken bir yandan da bu kadar tehlikeli ve güçlü adamların yanında olmak, onların hayatlarını yaşamak Mazur ve Kathy'nin bakış açılarında da etki etmeye başlar. Hatta giderek yakalamaya çalıştıkları insanlarla empati kurmaya başladıklarını fark ederler. Gizli görevler içindeki Stockholm sendromu bu olsa gerek...



Özellikle Narcos dizisini sevenler için kaçırılmayacak bir film "Muhbir" (The Infiltrator). Özellikle filmin son çeyreğindeki o düğün sahnesi gerçekten etkileyici. 

Başrollerinde "Breaking Bad" dizisinden tanıdığımız Brayn Cranston, Daine Kruger, John Leguizamo ve Benjamin Bratt'in olduğu filmin yönetmen koltuğunda Brad Furman oturuyor. Senaryo ise Robert Mazur'ın otobiyografik kitabından uyarlanmış.

Filme dair tek eleştirim hikayede Escobar'a biraz daha yer verilmesi olurdu - kendisini çok kısa bir süreliğine görüyoruz o kadar. Bunun dışında keyifle izlediğim bir ve bu konuya ilgi duyanların kesinlikle kaçırmaması gerekir diye düşündüğüm bir film oldu.



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.