Film Yorum | Free State of Jones (Özgürlük Savaşçısı)

Bazı filmleri başarılı yapan anlattıkları hikayesi, bazılarını benzerlerinden ayıransa oyuncu seçimidir. İşte "Özgürlük Savaşçısı" ikinci gruba girenlerden. Daha önce pek çok başarılı örneğini izlediğimiz Amerikan iç savaşı ve bağımsızlık mücadelesi üzerine kuruyor hikayesini.



Ama bu filmi bence izlenir kılan konusundan ziyade Matthew McConaughey'nin müthiş oyunculuğu. Oynadığı her filme bir şekilde farklılık katan oyuncu burada da keyifle izlenen bir oyunculuğa imza atıyor.

Son zamanlarda gerçek hikayeleri beyazperdede daha bir sık izlemeye başladık sanki. Film de Amerikan iç savaşının bilinen karakterlerinden Newt Knight'ın - bir nevi - biyografisini anlatıyor. 

Filmin ilk sahneleri şiddet içeren kimi zaman izlenmesi oldukça zor olan görüntüler içeriyor. Kim için ne için savaştıklarını bilmeyen insanlar, cepheye sürülmüş oyun çağındaki çocuklar. İlk dakikalarda hikayenin anti-savaş fikrine sahip olduğunu anlıyorsunuz.



Ve sonra Newt Jones'la tanışıyoruz. Tek kurşunla hayatını kaybeden yeğenini evine götürüp kendi elleriyle toprağa vermek için cepheden ayrılıyor. Bu kayıp ve etrafında ölen, yaralanan, acı çeken yüzlerce insan Jones'un neden savaştıklarını sorgulamasına da yol açıyor.

Eve döndüğü zaman, askerlerin savaş bahanesiyle yerli halkı soyduğunu görmesi üzerine savaşanlara karşı savaşmaya karar veriyor. Asker kaçağı olduğu için yakınlarda bulunan bir bataklığa saklanıyor - kendi gibi savaşmak istemeyen köleler ile birlikte...

O zamanlar güneyde olan köle sistemine çok sıcak bakan biri değil Jones. Bu nedenle kasaba halkı gibi kölelerden uzak durmak yerine onları dinliyor, özgürlük isteklerini destekliyor.



Savaşın artan baskısı nedeniyle kasabadaki diğer bazı çiftçiler de Jones'a katılınca, bilinli bir şekilde bir araya gelmeyen ama aynı amaç için mücadele eden küçük bir birlik kurulmuş oluyor.

Ordu tarafından duyulunca pek de hoşa gitmeyen bu hareket, katılanların "asi" olarak suçlanmasına neden oluyor. Bundan sonrasında Jones ve arkadaşlarınının mücadelesi, sadece kendileri için değil özgürlükleri için savaşan köle arkadaşları için de oluyor. 

Bu mücadelesi bir şekilde özel hayatını etkileyecek ve torunlarına, yıllar sonra bile devam edecek bir hesaplaşma miras bırakacaktır.



Filmin ikinci yarısında yönetmenin daha fazla vurguladığı siyahların özgürlüklerini kazanmak için yaptıkları mücadeleler, eşitlik yasalarına rağmen kendilerine uygulanan ayrımcılık hikayeyi daha duygusal bir yöne çeviriyor. 
Kölelerin ilk kez katılacakları seçime oy vermeye giderken yaşadıklarını izlerken çok etkilendim. Zaten insan olup, başka bir insana dili, dini, ırkı ya da inançları yüzünden ayrımcılık uygulanmasını doğru bulmak zaten mümkün olamaz!

Newy Knight'ı canlandıran Matthew McConaughey -yukarıda da söylediğim gibi- yine yine harika bir oyunculuk sergiliyor. Bu adamın oynadığı ve imzasını atmadığı bir film yok sanırım. 



Diğer rollerde ise güzel Gugu Mbatha-Raw, McConaughey'den kimi zaman rol çalan karizmatik Mahershala Ali, Keri Rusell ve Thomas Francis Murphy yer alıyor.

Film gerçek bir hikayeden yola çıkılarak, filmin yönetmenliğini de yapan Gary Ross tarafından beyazperdeye aktarılmış. (Hikayenin gerçek kahramanlarıyla filmin sonunda tanışıyoruz.)

İnsan olmanın gerekleri üzerine duygusal ve ilham verici bir film izlemek isteyen herkese tavsiye edilir.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.