Film Yorum | Captain Fantastic


Gülerken ağlamak, ağladıktan saniyeler sonra kendini gülümserken bulmak nasıl oluyor demeyin, oluyor işte! "Kaptan Fantastik" bana tam olarak bu duyguları yaşayan ve hiç bitmese dediğim, sımsıcak bir yol filmi oldu. Hafta sonu izlesem izlesem ne izlesem diye soranlara şiddetle tavsiye edilir.

6 çocuğunu medeniyetten mümkün olduğu kadar uzakta, tabiat ananın kollarında yetiştirmeye çalışan bir baba Ben. Film başlar başlamaz yeşillikler içinde, adeta bir kamp havasında bir aile izliyoruz. Onların orada - hem de neredeyse askeri kamp koşullarında- yaşadığını yavaş yavaş görüyoruz.

Her şey saatli, herkesin uyması gereken kurallar var. Sabah koşusu, atış talimleri, akşamları ateş başında kitap saati bu yaşamın olmazsa olmaz görevlerinden bazıları...



 Çocuklar sadece hayatlarıyla değil isimleri ile de yaşıtlarından oldukça farklılar. Bo, Kielyr, Vespyr, Rellian, Zaja ve Nai  gibi kimsede olmayan, sadece kendilerine özel isimlere sahipler. Babaları ve anneleri onların sürüden ayrı olmalarını ta o zamandan kararlaştırmışlar.

Leslie ve Ben, sizin de anlayacağınız gibi, doğal olmayan her şeyden uzak durmaya çalışan, kapitalizme ve sömürüye karşı olan, çocuklarını da bu şekilde yetiştirmek isteyen bir çift. Leslie şehirde hastalığı ile mücadele ederken, Ben bu görevi sürdürmekte hem de canını dişine takarak.



Çocukların hepsi son derece bilgili, eğitimli ve hayatta kalmak için her tür beceriye sahipler. Gel gör ki azıcık insan içine çıkıp, sosyalleşmeye başladıklarında tam bir far tutulmuş tavşana dönüyorlar. Her şeyi bilseler dahi insanlarla nasıl ilişki kurabileceklerine dair hiçbir fikirleri, sohbet edebilecek en ufak bir ortak konuları dahi yok.

Bir nedenden dolayı hep beraber şehre gitmek zorunda kaldıklarında çocuklar bu gerçeğin farkına varmaya başlarlar. Böyle bir hayatın "doğru" olduğunu savunan babalarını sorgulamaya başlarlar. İşin ilginç yanı Ben de giderek çocuklarına böyle bir hayat sunarak onlara iyilik mi ettiğini, hayata tutunmanın ne demek olduğunu yeniden sormaya başlar kendine.



Son derece lezzetli, sımsıcak bir aile filmi "Kaptan Fantastik". Sadece başrol oyuncusu Viggo Mortensen değil tüm çocuklar öylesine doğal yapıyorlar ki rollerini hayran kalmamak imkansız. Siz de izlerken bir yandan kendinize sorular soruyor bir yandan kahkaha atıyor ardından aniden duygulanıveriyorsunuz - hele o "Sweet Child of Mine" şarkısı resmen dağıttı beni... Şunu da unutmadan geçmeyelim, film sonrasında hemen Noam Chomsky kitaplarına bir göz atmak isteyeceksiniz benden söylemesi...

Matt Ross tarafından yazılıp yönetilen bu iç ısıtan filmde Mortensen dışında George MacKay, Samantha Isler, Annalise Basso, Nicholas Hamilton, dünyalar tatlısı Shree Crooks, Charlie Shotwell ve Frank Langella rol alıyor.

Ne yapın edin bu filme zaman ayırın. IMDB'den 8.0 puan alan bu filmi -benim gibi- bir kere daha izlemek isteyeceğinize eminim.



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.