Film Yorum | The Beatles (Eight Days A Week)


Aralık ayı film listeme başlarken ilk tercihimi -her zamanki gibi- müzikle ilgili bir filmden yana kullandım. 

Müziği konu alan filmleri seviyorum özellikle sevdiğim bir isim hakkında olursa... Ee şarkılarıyla büyüdüğümüz The Beatles grubunun filmi olunca da kayıtsız kalamadım, sıcacık çayım elimde, Beatles şarkıları dilimde bir çırpıda izleyiverdim filmi. (film boyunca şarkılara eşlik etmemek neredeyse imkansız çünkü ݉) 

Yönetmenliğini Ron Howard'ın yaptığı belgesel daha çok grubun Beatles'ın 1963-1966 yılları arasındaki hikayesine odaklanıyor. 

Giderek yükselen Beatle-mania, konserlerindeki o muhteşen ve aynı zamanda korkutucu atmosfer ve grup üyelerinin bununla nasıl başa çıktıklarını izliyoruz. Mesela o meşhur Shea Stadyumu konserini...


1965 yılında Shea Stadyumu'nda verdikleri o muhteşem konserde hayranların gürültüsü o kadar fazlaymış ki grup üyeleri ne kendi seslerini ne enstrümanlarının seslerini duyabiliyorlarmış. Hatta baterist Ringo Star "Yaptığımız müziği duymuyor, parçanın neresinde olduğumuzu John ve Paul'un hareketlerine bakarak tahmin ediyor, ona göre çalıyordum" diyerek açıklamış durumu.
Giderek büyüyen ve tehlikeli hale gelen bu ilgi zamanla grup elemanlarını da yormaya başlamış ve ciddi ciddi dağılmayı düşünmeye başlamışlar.

Beatles-mania'nın Perde Arkası

Benim filmde en keyif alarak izlediğim yerler ise albüm hazırlıkları oldu. Şarkıların oluşturulmasından albüm kapaklarına kadar albümleri nasıl hazırladıklarını görmek ilginçti. Özellikle meşhur Abbey Road stüdyosundaki çalışmaları ve kayıt aşamaları harikaydı.


Belki onlara dair bilinmedik çok şey anlatmıyor ama müzik tarihine damga vurmuş bir grubun hikayesini izlemek her daim keyifli. Beatles şarkılarını da seviyorsanız iki saati aşkın keyifli bir müzik yolculuğu sizleri bekliyor.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.