Film Yorum | Florence Foster Jenkins


Muhteşem Meryl Steep'in müzik tarihinin en çok konuşulan ve muhtemelen en talihsiz kadını Florence Foster Jenkins'i canlandırdığı film konuk oldu sinema salonlarımıza.

Müziği konu alan ama müzikal bir film olmaktan öte komedi ve dram ağırlıklı bir film "Florence". Oyuncu kadrosundaki 3 adayı da bu sene Altın Küre adayı, bunu da es geçmemek lazım.



Hikayesi anlatılan Florence Foster Jenkins müzik otoriteleri tarafından gelmiş geçmiş en kötü sese sahip opera şarkısı olarak tarif ediliyor. Sesi öyle böyle değil, dinleyene gerçekten ızdırap yaşatacak denli kötü ama onda olan müzik sevgisi ve başarma azmi de kimselerde yok.


Zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Florence'ın müzik tutkusu piyano ile başlıyor. 15 yaşında başladığı piyano dersleri, elinin bir kaza sonucu incinmesiyle sona eriyor. 

Florence Foster Jenkins ve Dayanılmaz Sesi

Yıllar yıllar geçiyor ve müzik adına dernekler kuran, çalışmalar yapan Florence, yine bu toplantıların birinde hayatının aşkı St. Clair Bayfield ile tanışıyor. Kendisi de bir gösteri sanatçısı olan St.Clair, Florence'in müzik aşkından öylesine etkilenir ki bu konuda ona elinden gelen desteği gösterir.

Öncelikle bir şan hocası tutar. Her gün Florence'la saatlerce yılmadan çalışırlar. Gel zaman git zaman bir piyanistin de şan çalışmalarına katılmasını ister Florence. Tabii St.Claire hemen bir seçme düzenler ve Cosme adında genç bir piyanist bu şanslı görevi alır.


Önceleri sesi ile herkesi güldüren, yoran, kızdıran vs. vs. - ki buna Cosme de dahil- zamanla müziğe olan sevgisi ve çalışma azmi ile insanları etkilemeye başlar. Ve ünlü Carnegie Hall'a uzanan bir kimilerini kızdıran kimilerini de hayran bırakan bir hikaye başlar.

Komedi öğelerinin daha baskın olduğu "Florence" aslında en büyük hayaline ulaşmak için çabalayan yeteneksiz ve çaresiz bir kadının dram dolu hikayesini izletiyor bize. 

Kendisinin yeteneksizliği karşısında ne kadar şaşırıyorsak, azmi karşısında o kadar büyüleniyoruz. Hele biricik aşkı St.Claire'in -frengi hastalığı taşımasına karşın- bir gün bile Florence'ı yalnız bırakmaması ve hiç eksilmeyen desteği gerçek aşkın ne olduğunun en güzel kanıtı olarak öylece duruyor önümüzde...


Muhteşem Meryl Streep

Meryl Streep'in gerçek anlamda devleşiyor ve izleyiciye "Florence'i ondan başkası asla oynayamazdı" cümlesini dedirtiyor. Aynı başarıyı Cosme rolündeki Simon Helberg için de söyleyebiliriz. Son derece inandırıcı bir portre çiziyor. Hugh Grant ise sessiz sakin ama Steep karşısında silikleşmeyen bir oyunculukla çıkıyor karşımıza. 

Yönetmen daha önce "Queen", "High Fidelity""Dangeros Liasons" filmlerinden tanıdığımız Stephen Frears. Senaryo ise Nicolas Martin'e ait.


Filme dair önemli bir notu unutmadan ekleyeyim:
Filmde Steep kendi sesi ile yer alıyor. Yani dinleyeceğiniz o korkunç sese ulaşabilmek için aylarca zorlu bir çalışma süreci yaşamış. Bu bile nasıl büyük bir oyuncu olduğunun en güzel kanıtlarından biri.

Kapanışta ise gerçek Florence Foster Jenkins'le tanışıyor ve sesini dinleme fırsatı yakalıyoruz. 

Bu yılın mutlaka izlenmesi gereken filmlerinden biri. Hem güleceğiniz hem hüzünleneceğiniz "Florence" belki sesiyle değil ama tutkusuyla sizi büyüleyecek emin olun!



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.