Film Yorum | Nocturnal Animals (Gece Hayvanları)


Moda alanındaki başarısını film sektöründe de göstermek isteyen Bay Tom Ford ikinci kez yönetmen koltuğunda. Bu kez Amy Adams ve Jake Gyllenhall'un başrollerde olduğu psikolojik bir gerilim filmiyle...

Filmin adı da oldukça ilginç. Nocturnal Animals geceleri yaşayan, avlanan hayvanlara verilen isim. Bu isimle bile karanlık tarafa bir gönderme yapıldığını bilerek başlıyoruz izlemeye.



Susan toplumun elit kesiminde olan ancak bundan pek de haz etmediğini söyleyen bir sanat galerisi sahibi. Farklı ve nevi şahsına münhasır çevresini filmin ilk dakikalarında tanımaya başlıyoruz. Sadece içinde yaşadığı bu ufak toplulukta değil evliliğinde de hiç mutlu değil. Kocası Hutton gençi yakışıklı, zengin yani bir kadının isteyebileceği çoğu şeye sahip. Ancak bu durum çiftin gün geçtikçe birbirinden uzaklaşmalarını engellemiyor.



Ve birden geçmişten gelen bir paketle karşılaşıyor Susan. Eski sevgilisi Edward'ın yazdığı roman taslağını buluyor masasının üzerinde. Romanın adı manidar: Nocturnal Animals.

Edward'ın böyle aniden kendini hatıratması ile Susan da geçmişi düşünürken buluyor kendini. Nasıl tanıştıkları, birlikte kurdukları hayaller hepsini sorgulamaya başlıyor. Ama asıl detayların romanın satırlarında olduğunu okudukça anlıyor.



Edward'ın romanı evli bir çift ve ergen genç kızlarının hikayesini anlatıyor. Gecenin bir yarısı Amerika'nın o tekinsiz, ıssız bir otoyolunda arabayla ilerlerken görüyoruz ailemizi. Aniden karşılarına çıkan bir başka araba bangır bagır "tehlike var" diye bağırıyor. V ebiz izleyenin beklediği oluyor.

Edward ve ailesinin arabasını zorla durduran bir grup serseri onlarla oynamaya başlıyorlar. Öfke içinde kıvranan Edward soğukkanlı davranmaya çalışırken eşi ve kızı için hiçbir şey yapamamanın da yakıcı çaresizliğini yaşıyor.



Kitabın hikayesini ve Susan'ın okurken verdiği tepkileri paralel şekilde izliyoruz. Hikayede anlatılan her detayın aslında kendisi ve ilişkilerine yapılan bir gönderme olduğunu keşfeden Susan, o andan itibaren geçmişe dair verdiği kararları sorgulamaya başlıyor. Ve bu sorular giderek şimdiki hayatına dair pişmanlıkları getiriyor beraberinde. İşte bu tam da Edward'ın yapmak istediği şey...

Psikolojik yönü ağır basan filmde Amy Adams Susan rolü için son derece doğru bir seçim olmuş. Onun o kırılgan ve sofistike görüntüsü karakteri kolayca inandırı kılıyor. Hollywood'un son dönem yıldızlarından Jake Gyllenhaal da birbiri ardına doğru projelerde yer alıp, hayranlığımızı kazanıyor.



Filmdeki Adams ve Gyllenhaal gibi önemli bir diğer isim de şerif rolündeki Michael Shannon. Tekinsiz duruşu ve eski Amerikan filmlerinde duymaya alıştığımız ağır aksanı ile izleyeni etkiliyor. Uzun bir süre iyi polis mi kötü polis mi olduğuna karar veremiyorsunuz.

Ancak filmin yıldızı bana göre Ray rolünü canlandıran Aaron-Taylor Johnson. Bir psikopat nasıl canlandırılır sorusuna muhteşem bir oyunculuk gösterisi ile cevap veriyor. 

Psikolojik filmleri sevenlerin beğenebileceği, gerilim düzeyi hiç azalmayan film "Nocturnal Animals". Belki herkese hitap etmiyor ama türü seven (David Lynch mesela) ve Ford'un beyazperdede neler yapabileceğini görmek isteyenler için güzel bir alternatif



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.