Film Yorum | American Pastoral


İkinci yönetmenlik denemesinde Ewan McGregor'u, ünlü yazar Philip Roth'un 1998 Pulitzer ödüllü aynı adı taşıyan romanı uyarlaması ile izliyoruz. Roman başarılı ama beyaz perde uyarlaması ne kadar olmuş işte orası tartışılır. McGregor'u yönetmenlik hayallerine hız kesmeden devam etmesi nedeniyle alkışlıyorum ama kendisi oyuncu olarak gönlümde bambaşka bir yerde.


Amerika'nın 60-70'li yıllarına dair bir hikayeyi anlatıyor "American Pastoral". Amerika'ya yerleşmiş, burada bir eldiven üreticisi olarak hayatını sürdüren 2. kuşak Levov ailesi etrafında gelişiyor bu hikaye.

Babasının itirazına rağmen aileye Yahudi olmayan bir gelin getiren Swede Levov, bu tercihi ile ailenin kara kedisi olur. Ancak zamanla anne ve baba Levov, özellikle de aileye bir kız torun katıldıktan sonra, oğullarını affederler.



Bu klasik çekirdek ailede ilk kırılmalar torun Levov Merry'nin konuşma problemleri olmasıyla belirmeye başlar. Kendini doğru ifade edinemeyen Merry hem aile içinde hem de okulunda çevresindekilerle uyumsuzluklar yaşamaya başlar. Psikologları açıklama olarak yakışıklı babası ve zamanında Amerika güzeli olmuş annesinden oluşan mükemmel ailenin baskısı altında ezilmesini gösterir.


Büyüyüp ergenlik yılları kapısını çalınca Merry iyiden iyiye asi, başkaldıran bir kimlik sergilemeye başlar. Zamanla Swede kızının asi tavırlarının masumiyet sınırlarını aştığını keşfetmeye başlar. Aslında Swede ve Dawn kızları Merry'i hiç tanımadıklarını fark ederler. Bundan sonra ellerinden gelen tek şey onu kurtarmaya çalışmaktır.


O yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan özgürlük hareketleri filmde yoğun olarak hissediliyor. Amerika'nın savaş politikası, bunu eleştiren gençler ve  siyahi azınlığın seslerini duyurma çabaları... 

Tüm bunlar filmde arka planda Levov ailesinin yaşadığı sorunlara paralel biçimde ilerliyor. Bu anlamda o yılların Amerika'sını ve daha geniş bir perspektiften tüm dünyayı etkisi altına almaya başlayan akımları görebilmek ilginç.


Oyunculuk anlamında ise ben McGregor'u gayet başarılı buldum. Hemen ardından genç Merry'i canlandıran Dakota Fanning geliyor. Duygu geçişlerini, Merry'nin o karmaşık ruh halini gerçekçi bir şekilde sunuyor bizlere. Yılların eskitemediği Jennifer Connelly'i ise hala çok güzel ama rolünde  biraz silik buldum. 

Söz konusu Pulitzer ödüllü bir roman olunca, izleyici olarak sanırım daha fazlasını bekledim "American Pastoral"dan. Ama bulduğum vasatın birazcık üzerinde bir film ve değerlendirilememiş bir hikaye oldu.



Herkese iyi seyirler


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.