Film Yorum | Hell or High Water (İki Eli Kanda)


"En İyi Film" ve "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" adaylıkları dahil toplamda 4 Oscar adaylığı bulunduğundan "Hell or High Water" filminden beklentilerimi maksimum düzeyde tuttuğum bir gerçek. Hele bir de senarist olarak,  Denis Villenueve'nin o muhteşem filmi "Sicario"yu da yazmış olan Taylor Sheridan'ın ismini görünce... 

Sonda yazmam gerekeni başta yazacağım, kötü bir film diyemem belki ama ortalamanın biraz üzerinde bir filmle karşılaştım. Bu tarzda birbirinden güzel filmler izlemişken - Coen'lere saygılarımızla- çıtanın bir hayli yükseltilmiş olduğunu anlamış oldum.


Amerika'nın modern kovboylarıyla ünlü şehri Texas yine bir suç hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu kez kahramanlarımız Tanner ve Toby adında 2 kardeş. Tanner kardeşlerin gözü kara olanı, 10 yıldır yattığı hapishaneden yeni çıkmış. Toby ise daha masum görünen, aile babası kardeş. 

Filmin başlarında bu 2 kardeşi siyah maskeleri ve eldivenleri ile küçük bir banka şubesini soyarken izliyoruz. Hiçbir plan, hazırlık yapmadan direkt bankaya dalıyorlar. Ve kasadan izlerinin bulunmasına neden olarak banka çekleri ya da para destelerini almaktan çok, daha ufak paraları topluyorlar.


İlk soygunun haberi kasabamızın yaşlı kurdu şerif Hamilton ve Amerikan yerlisi yardımcısı Alberto'ya  ulaşırken, TT kardeşler ikinci soygunlarına girişirler. Yine aynı şekilde yaptıkları soygun, büyük kardeş Tanner'a müthiş bir aksiyon yaşatır keyif verirken, Toby bir an önce bu işten kurtulmak için gün sayar gibi bir ruh halindedir. Çünkü bir kardeş için yaşam biçimi olmuş bu iş, diğer kardeş için kutsal bir amaca hizmet etmektedir.



Şerif Hamilton'ın, soygunların, aynı bankanın farklı şubelerinde gerçekleştiği fark etmesiyle durum birdenbire şekil değiştirir. 1-0 önce geçen Hamilton ve ortağı o dakikadan sonra acemi soyguncularla kedi-fare oyunu oynamaya başlarlar.


Evet konusu bu tarzı sevenlerin ilgisini çekecek tarzda ama gel gelelim film boyunca süregelen durağanlık biraz sıkıcı. Jeff Bridges iyi bir aktör, şerif Hamilton rolü ile her zaman izlediğimiz oyunculuğunu sunuyor bize. Oscarlık mı, işte orası tartışılır. 

Toby rolündeki Chris Pine yakışıklı çocuk rolünden sıyrılmayı başarmış ama şanssızlığı yanında Ben Foster'ın olması. Foster gözü kara Tanner rolünde çok iyi.
Yönetmen koltuğunda ise "Perfect Sense" filminde hatırladığımız David MacKenzie oturuyor.


Filme dair sevdiğim şeylerin ilki muhteşem görüntüler. Görüntü yönetmeni Giles Nuttgens, Orta Amerika'nın o sarı renkli manzarası filmin ruhuyla çok iyi bütünleştirmiş, izlemesi büyük keyif.  Bunun dışında filmin müziklerinde Nick Cave ve Warren Ellis imzası var. Bu ikiliden neler çıkar gerisini siz düşünün

Film boyunca alttan alta işlenen ekonomik düzen sorgusu, borçlar ve faizlerle beli bükülen orta sınıfın çaresizliğine vurgu, konuya izleyen olarak daha farklı bir yönden bakmamızı sağlıyor kimi zaman. Hak ettiği ekonomik rahatlığa kavuşamayan - ya da asla kavuşturulmayacak- insanların kendi kanunlarını uygulamaya çalışması ise günümüz için hiç de yabancı sayılabilecek konular değil öyle değil mi? Ne de olsa her sistem, onu meydana getiren gerçek gücün kendine bağımlı kılmak ister.




Derin konulara daha fazla dalmadan yorum yapmam gerekirse vasat üstü bir suç filmi "Hell or High Water". Beklentinizi çok yüksek tutmazsanız keyifli bir 100 dakika geçirebilirsiniz. Ama bu tarzda iyi bir film izlemek isterim derseniz eğer Coen Kardeşlerin "No Country For Old Men"ini mutlaka izleyin derim.


2 yorum:

  1. O zaman önceliğimi No Country For Old Men'e vereyim, uzun zamandır izlemek istiyordum ama erteliyordum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok beğeneceksin eminim.
      Şimdiden iyi seyirler

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.