Film Yorum | Snowden


Senaryosu Oliver Stone tarafından yazılan "Snowden" konusunu yakın zamanda dünyayı sarsan ünlü Snowden olayından alıyor. 

Big Brother'ın tüm dünyadaki internet trafiğini NSA (Amerikac Ulusal Güvenlik Merkezi) aracılığı ile izlediğiniz açıklayan eski NSA çalışanı Edward Snowden, bu belgeleri kamuoyuna sunmuş ve büyük ses getirmişti bu olay. İşte Oliver Stone da böylesine önemli ve tüm dünyayı kapsayan bir olayı ele alıyor.  



Fiziki engeller yüzünden ordudaki görevinden ayrılmak zorunda kalan Edward Snowden'ın  yazılım yeteneklerini kullanabileceği CIA'e yaptığı başburu kabul edilir. Burada önceleri daha pasif bir pozisyonda çalışan Snowden, zaman ilerledikçe "ulusal güvenlik" denen kavramın çok geniş olduğunu fark eder.



NSA'da çalışmaya başladıktan sonra fark eder ki çeşitli arama motorları dev veri merkezleri ile sadece Amerika'daki değil tüm dünyadaki herkes bir casus gibi izlemektedir. E-postalar, kredi kartları, ziyaret edilen sayfalar ve daha aklınıza gelebilecek her şey... 

Internete girdiğiniz anda ardınızda bir iz bırakmaya başlıyorsunuz ve pek çok devlet de bunları Hansel'le Gratel'in ekmek parçalarını toplaması gibi topluyor ve sizinle ilgili tüm bilgilere tek tuşla ulaşabiliyor.



Bu olayı ahlaki bulmayan Snowden her ne kadar onaylamasa da, kendisinden kat kat büyük bir gücün altında olduğunu bilmektedir. Günün birinde bu izlemelerin kendisine, kız arkadaşına ve ailesine kadar uzandığını görünce birşeyler yapması gerektiğini anlar.



Gün be gün gizlice kanıt toplamaya başlar Snowden. Tüm bu tehlikenin ortasında kız arkadaşı Laura ile olan ilişkileri de yara alır. 

Artık bir yol ayrımındadır:
Ya işlerin bu şekilde gitmesine izin verecek ve kendi sıradan hayatını sürdürecek ya da her şeyi kaybetme tehlikesini göze alarak Amerikan Hükümeti'nin yaptığı bu yasa dışı takipleri kamuoyu ile paylaşacaktır.



Konuya pek yabancı olmasak da film süresince tanık olduğumuz ayrıntılar oldukça çarpıcı. Mesela siz bilgisayarınızı kapattığınızı düşünürken aslında kameranızı yardımıyla 24 saatinizin izlenebildiğini görmek ya da sizinle ilgili devlet dosyalarına kolayca ulaşıp bilgilerinizle oynama yapılabildiğini öğrenmek... Bunlar sıradan her vatandaş için oldukça korkutucu.



Filmin sonunda hala Amerika tarafından vatan haini olarak arandığı için Rusya'da yaşamak zorunda olan gerçek Edward Snowden'le de tanışıyoruz. Tek bir kişinin, başına gelebilecek her türlü tehlikeyi göze alarak, gerçekleri açıklama çabalarına hayran olmamak elde değil!

Snowden'i canlandıran Joseph Gordon-Lewitt başarılı bir portre çiziyor. Diğer rollerde ise "Divergent" ve "The Fault Under Stars" filmlerinden hatırladığımız Shailene Woodley, Rhys Ifans ve Nicolas Cage yer alıyor.

Filmi izlerken pek çok şey şaşırtıyor sizi ama benim aklımda en çok kalan, yöneticisinin Snowden'a söylediği şu cümle oldu:
"Çoğu Amerikalı'nın  asıl istediği özgürlük değil. Onlar sadece güvende olmayı istiyor"



Herkese iyi seyirler



*Snowden olayını biraz daha belgesel tadında izlemek isterseniz, Laura Poitras'ın Oscar ödüllü "Citizenfour" belgeselini de izleyebilirsiniz.

4 yorum:

  1. İlgi çekici bir konusu var. Gerçekte de buna benzer şeyler yaşanmış diyorlar. Bir ara izleyeceğim çok övdüler filmi =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle gerçek. Hatta Snowden dünya çapında bir krize falan neden oldu. Çin ve Rusya onu teslim etmek istemedikleri için ABD ile diplomatik sorunlar yaşadılar. Ve hala Rusya'da yaşıyor Snowden evine dönemiyor

      Sil
  2. beautybeybinin kesif etkinliginden geliyorum banada beklerim nesinblogu.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin :)
      Ziyarete geldim gelmez miyim??

      Sevgiler

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.