Film Yorum | Fences


"En İyi Film", "En İyi Erkek Oyuncu", "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" ve "En İyi Uyarlama Senaryo" dallarında aday "Fences" Denzel Washington'ın yeniden yönetmen koltuğuna oturduğu bir film. 

August Wilson'ın 1983 Pulitzer ödüllü aynı adlı oyunundan beyaz perdeye uyarlanmış. Zaten film ilk dakikalarından itibaren "ben tiyatro için yazılmışım" diye bağırıyor. Belki sahnede çok etkileyici - çünkü yoğun diyaloglara sahip- ama aynı etkiyi beyaz perdede verebilmiş mi çok emin olamadım.


1950'lerin Amerikası'nda geçen film Afrikan-Amerikan bir çekirdek aileyi merkez alıyor. Arka planda işlenen ırk ayrımı, ekonomik kriz ya da orta sınıfın sorunları filme destekleyici öğeler. Ama asıl olarak filmin kahramanı 53 yaşındaki Troy Maxson'ın hayatla, kendisiyle olan kavgası ve bunun suda yayılan dalgalar gibi ailesine verdiği zararları izliyoruz.


Troy gençlik yıllarında başarılı bir Amerikan futbolu oyuncusuyken sadece beyaz olmadığı için bu alanda bir kariyer elde edemez. Bir anlamda hayallerinin peşinden koşmayı bırakır ve hayatın acımasızlığı karşısında bir şekilde ayakta kalmaya çalışır. Belediyede çöpçü olarak çalışmaya başlar. Ve zamanla yeni hayalini hem daha iyi maaş hem de daha rahat çalışma koşulları sunan çöp kamyonu şoförü olarak belirler.

Troy evinde de orta sınıf bir aile babası portresi çizer. 18 yıldır süren bir evliliği, yuvası için saçını süpürge eden bir eşi ve 2 çocuğu vardır. Akşam yakın arkadaşı Bono ile uzun uzun geçmişi andıkları keyifli sohbetler yaparlar. Dışardan bakıldığında tipik bir orta sınıf portresi.



Bunlar bir erkeğin hayatta gerçekleştirmesi gereken şeylerdir belki. Ama Troy'un içinde belki de kimsenin göremediği bir kavga sürmektedir hayata karşı verdiği...
Kendilerini küçükken terk eden babasıyla olan kavgası, başarılı bir futbol oyuncusu olmasını engelleyenlerle olan kavgası, şu anki işinde terfi etmesini engelleyen yöneticileriyle olan kavgası ve her şeyden önemlisi kendisiyle olan kavgası.



Dışarıya gösterdiği mutlu adam portresinin altında aslında kızgın, küskün ve otoriter bir adam vardır. Ve bunu da maalesef en yakınındakilere göstermektedir: Yıllar sonra yapacağı itirafı ile darmadağın olan eşi Viola, sürekli aşağılamaya çalıştığı büyük oğlu Lyons,her zaman önüne engeller koyduğu, bir baba olarak hayallerini gerçekleştirmesi için en ufak bir destek bile göstermediği küçük oğlu Cory ve bakıma muhtaç erkek kardeşi Gabe'e karşı hissettiği suçluluk duygusu ile karışmış kontrol isteği...

Kendi içinde sonuçlandıramadığı bu kavga giderek çevresindeki insanları inciten, canlarını yakan bir öfke seline dönüşür. Ve bir insanın yaptığı seçimler ile çevresindeki hayatları nasıl etkilediği izleriz bizler de izleyici olarak.



Yukarıda da belirttiğim gibi "Fences" bol diyalogları, kısıtlı mekanlarda geçen, dramatik yönü oldukça ağır basan bir film. Oyuncular da bu durumun hakkını oldukça veriyorlar. 

 Denzel Washington mutsuz aile babası Troy rolünde çok iyi. Karşısında tiyatro oyununda da birlikte oynadığı Viola Davis bu filmdeki rolüyle Altın Küre kazanmıştı. Oscar'ı kazanması da çok yüksek ihtimal çünkü Denzel Washington'ı bile gölgede bırakacak bir oyunculuk sergiliyor. Kadrodaki diğer isimler ise Stephen Henderson, Jovan Adepo, Russell Hornsby ve Mykelti Williamson.



Washington ve Davis'in filmografilerinde önemli bir yere yerleşecek olan "Fences" katmanlı hikayesi ve güçlü oyuncu kadrosu ile farklı ve izlemesi emek isteyen bir film. Filmin bazı sahneleri insanı çarpıyor, bazı sahneleri ise düşündürtüyor. Final sahnelerinde de her izleyici kendine göre bir duygu seçip alıyor karakterleri konumlandırmasına uygun olarak.

Kolay izlenen bir film arayışında iseniz bu film size göre değil. Ama izleyicisinden katkı bekleyen,karakter çözümlemeleri ile dolu filmleri izlemeyi seviyorsanız müthiş oyucluklar ile "Fences" sizi biraz sarsabilir.



4 yorum:

  1. Okurken bile beni çok etkiledi, listeme aldım bu filmi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tiyatro uyarlamalarını seviyorsan mesela Mery Streep ve Julia Roberts'lu August Osage County gibi Fences'i de beğeneceğini düşünüyorum. Ama oyunculuklar tek kelimeyle muhteşem bunu söyleyebilirim

      Sevgiler

      Sil
  2. Kesinlikle çok merak ettim.Bu tarz filmelre karşı ayrı bir ilgi duyarım.
    İyi ki de paylaştınzı yoksa sizin bu paylaşımlarınız olmasa ben Oscar ödüllerini bile çoktaaan unutmuş olurdum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim 😀
      Umarım keyifle izlersiniz. Yorumlarınızı da merakla bekliyorum

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.