Film Yorum | Loving


Bu sene Oscar yarışında ırksal ayrımı konu alan filmler biraz daha ağırlıkta. Geçtiğimiz sene Oscar ödüllerinin fazla" beyaz" olmasından dolayı eleştiri alan Akademi üyeleri sanırım bu sene hatalarını telafi etme gayreti içindeler. "Loving" "En İyi Kadın Oyuncu" Oscar adayı olan ve benzer konuyu işleyen bir film.


Filmin adı aslında 2 şeye gönderme yapıyor: İlk olarak çiftimiz soyadı Loving, ikincisi ise İngilizce de "aşk,sevgi" anlamına geliyor. 

1960'lı yıllarda Amerika'sında sadece farklı ten rengine sahip oldukları için birlikte olmaları engellenen hatta bunun için hapse bile atılan bir çiftin öyküsünü izliyoruz. Herşeyden önce bu, gerçek bir hikaye. Richard ve Mildred Loving farklı ırktan evliliklerin yasaklandığı eyaletlerden birinde yaşıyorlar. Mildfred hamile kalınca soluğu hemen kendilerine evlenme hakkı tanıyan bir eyalet olan Washington DC'da alıyorlar. Birbirini seven 2 insanın mutlu hikayesi başlıyor diye düşünüyoruz ama fena halde yanılıyoruz. Çünkü asıl mücadeleleri şimdi başlıyor.


Ailelerinin yanına Virginia'ya döndüklerinde hiç beklemedikleri bir durumla karşılaşıyorlar. Kanun koyucular gecenin bir yarısı vura kıra evlerine giriyor Richard ve Mildred'ı -hamile olmasına karşın- kollarından tuttukları gibi nezarete atıyorlar.  

"Washington'da evlenmiş olabilirsiniz ama burada sizin evliliğiniz geçmez! İkinizin değil birarada yaşaması yan yana yürümesi bile hapse atılmanız için yeterli bir sebep." diyorlar Loving çiftine


İzlemesi bile bu kadar zor iken, 60'lı yıllarda insanların bu tarz adaletsiz, anlamsız ve acımasız kanunlarla mücade ettiklerini düşünmez insanın canını çok ama çok yakıyor. Benzer bir duyguyu "Hidden Figures"ı izlerken de hissetmiştim. Sadece teninin rengi farklı diye insanların özgürlüklerine, seçim haklarına nasıl müdahale edilebiliyor aklım almıyor.

,
Loving çifti tüm bu olanları müthiş bir olgunluk ve sakinlikle karşılıyorlar. Ya ayrılacaklar ya da farklı bir eyalete gidecekler. Onlar da seçimlerini yapıyorlar. Ve bu seçimleri - onlar o zaman bunun farkında olmasalar da-  Amerikan hukuk sisteminde büyük bir değişikliğin fitilini ateşleyecek bir olaya dönüşüyor.


"Loving" böylesine sert bir konuyu anlatırken aslında tam aksi bir tavır takınıyor. Hiçbir yargılamaya girmiyor, hiç kimseyi suçlamıyor. Sadece karakterlerin bu zor durumla nasıl mücadele etmeye çalıştıklarını anlatıyor. 

Kimi zaman derin sessizliklerle , kimi zaman izlerken bizi bile etkileyen mecburi kabullenişlerle bir gerçekliği ortaya koymaya çalışıyor. Sanırım yönetmen&senarist  Jeff Nichols da bunun için çaba sarfetmiş.


Mildred Loving rolünde Oscar adayı olan Ruth Negga sakin, naif oyunculuğu ve o kocaman gözleriyle dolduruyor ekranı. Eşi Richard'ı canlandıran Joel Edgerton bir erkeğin eşini, ailesini korumaya çabalarken nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu o derin sessizliği ile bile geçirebiliyor izleyene. 

Benim filmle ilgili eleştirim ise bazı konuların yüzeysel anlatılmış olması. Mesela çiftin mücadele kararını almaları, tüm bu hukuksal süreçler boyunca neler yaşadıkları biraz daha işlense daha güzel olabilirmiş diye düşünüyorum. Belki de bunun nedeni Nichols'ın filmini bir "hukuk mücadelesi" filminden çok bir "aşk" filmi olarak sunmak istemesidir bilemiyorum.

Böylesine çarpıcı bir konuyu olabildiğince minimal bir anlarımla beyaz perdeye yansıtmaya çalışan "Loving" duygusal film severlere hitap ediyor. Bu tarzı sevmeyenler içinse fazla sakin ve durağan olabilir.

* Filmin sonundaki ufak sürprizi kaçırmayın.



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.