Dizi Yorum: Olive Kitteridge


Sardı her yeri mini diziler... Ufak boy ojeler gibi seviyorum ben mini dizileri. Başladığınız gibi bitiriyorsunuz. Gereksiz uzatmalar, aylarca yeni sezon beklemeler yok. 

Uzun zamandır metini duyduğum muhteşem Frabces McDormand'lı " Olive Kitteridge" de 4 bölümüyle HBO'nun mininin minisi dizlerinden biri. İnsanoğlu nankör derler, ama bu kadar da kısa yapılır, tadı damağımızda bırakılır mıydı? Bu bize reva mıydı?


Amerika'nın Massachussetts eyaletinde geçen ve genel olarak gri rengin hakim olduğu bir öykü bu. Gri derken sadece havayı kastetmiyorum, kasabada yaşayan insanların üzerine sinmiş bir grilikten de bahsediyorum aynı zamanda.

Diziye adını veren Olive, eşi Henry ve oğlu Chris ile yaşayan, oldukça zor bir karakter. Bir defa suratında sürekli bir mutsuz ifade var, öyle ki onu dizi boyunca çok az gülerken görüyoruz. Kuralları olan, sert ve huysuz diye kolayca tanımlayabileceğiniz bir kadın.


Henry ise Olive'in tersine hayata daha pozitif bakan, çoğu şeyi alttan alan, yardımsever ve sabırlı bir adam.Birbirlerini iyi tamamlıyorlar anlayacağınız.

25 yıl süren bir evlilik hikayesini hem Olive hem Henry bazı zamanlar da kasabadaki diğer insanların bakış açısından izliyoruz. Çocuklarının, komşularının hayatlarına dalıyoruz, bir yerde mutlaka Kitteridge'lerle olan kesişimlerine tanık oluyoruz.


Bu dizide beni en çok etkileyen toplumsal rollerin ardında, herkesin ne kadar hassas ve sevgiye aç olduğunu görmek oldu. Karakterlerden kimi bunu insanlara soğuk davranarak gizlemeye çalışıyor kimi ise kabullenmeyi seçiyor. 

Özellikle Olive'in yavaş yavaş görmemize izin verdiği, sert kabuğun atında yatan sevgi arayışındaki o kadını görmek çok etkileyiciydi. Bunda McDormand'ın o büyüleyici oyunculuğunun çok etkisi var tabii. Bence daha fazla filmde izlemeliyiz onu.

Diğer rollerde Richard Jenkins, John Gallagher Jr., Zoe Kazan ve Bill Murray'in yer aldığı "Olive Kitteridge" IMDB'den de 8.4 gibi oldukça yüksek bir puan almış.

- Son bölümdeki efsane sahnelerden biri-

Tom Hanks'ın yapımcıları arasında yer aldığı bu 6 Emmy ödüllü dizi Elizabeth Strout'un 13 hikayeden oluşan aynı adlı romanından uyarlanmış. (Kitap Türkçe'ye "Kül Mevsimi" adıyla çevrilmiş.

Yavaş yavaş tanıyacağınız karakterlerle bezeli hikayeleri seviyorsanız, bu dizi sizi kolayca sarıp sarmalayacak. Bittikten sonra bir süre daha Olive'i ve onun hayallerini düşünürken bulacaksınız kendinizi. Ama aksiyon ya da libido oranı daha yüksek hikayeleri tercih ediyorsanız bu diziye hiç başlamayın derim size, çünkü ilk bölümden sonra bırakma olasılığınız %100.


Herkese iyi seyirler!



8 yorum:

  1. Şu mini dizileri senden çok duydum,bende diğer dizilerin tüm sezonlarını maalesef bitiremiyorum.Bende minilere göz atayım en iyisi:)
    Dizi de not edildi kenara;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hap gibi, çabucak bitiyor.
      Sayıları da artacak gibi gibi... Şimdiden iyi keyifler öyleyse :)

      Sil
  2. Hiç duymadıım bir dizi bakayım buna :). Zaten oyuncular çok iyi, sevdiğim isimlervar. Bu başroldeki kadın da Fargo'dan, pek değişmemiş sanki :)

    Mini dizi hakkındaki yorumlarına katılıyorum ayrıca çok da seviyorum, daha çok olsunlar :).

    Bu kitaba da bakayım diziyi beğenirsem :). Teşekkürler, ilgimi çekti. Güzel öneri :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Frances McDormand'la Fargo filminde tanıştmış, çok beğenmiştim oyunuculuğunu. Kadın çok iyi bir oyuncu, mimikleriyle bile anlatıyor ne hissettiğini.

      Senin beğenerek izleyeceğin tarza bir dizi olduğunu düşünüyorum. İzlersek yorumlarını beklerim.

      Sil
  3. Aslında benim tarzım bir dizi, şu lys bitsin de bol bol izleyeyim artık :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Owww o zaman kolay gelsin şimdiden diyeyim

      Sil
  4. Merak ettim, bakıcam mutlaka :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.