Film Yorum: Sonsuzluk Ormanı (The Sea of Trees)


Aokigahara, Japonya'daki Fuji Dağı yamaçlarında yer alan bir ormanın adı. Bu ormanın diğer bir adı ise "İntihar Ormanı"... Her yıl onlarca kişi bu ormanın derinlerine gidip hayatlarına son veriyorlarmış. 

Bu nedenle ormanın girişinden itibaren "Çimlere Basmayınız" ya da "Ateş Yakmayınız" yerine  "Tekrar Düşünün", "Yaşam Size Aileniz Tarafında Verilmiş Güzel Bir Hediyedir" gibi uyarı levhalarına rastlıyorsunuz.


İşte "Sonsuzluk Ormanı"nın geçtiği mekan tam olarak burası, bu intihar ormanı...

Yaşamaya değecek hiçbir şeyi kalmadığı düşünen Arthur Brennan da kendini öldürmek için bu "özel" mekanı seçiyor. Tokyo'ya bir gidiş bileti alıyor ve kendini bu ormanda buluyor.


Ancak bu isteğini gerçekleştiremeden bir adamın yardım çığlıklarını duyuyor. İstemsiz olarak yardım etmek için koşuyor. Ve o dakikadan sonra, bu 2 umutsuz adam karanlık ve sessiz bu ormanda birbirlerinin en yakın arkadaşı oluyorlar.

"Neden"lerini, "nasıl olurdu"larını sorgulamaya başlıyorlar birlikte... Yaptıklarına ve yapmadıklarına anlam bulmaya çalışıyorlar.


Film bittiğinde 2015 Cannes Film Festivali'nde gösterildiğinde nasıl yuhalandığını anlayamadım, daha doğrusu anlam veremedim. 

Ben hayatın anlamını, küçük şeylerin nasıl büyük etkiler yaratabildiğini, anı yaşamanın önemini anlatan müthiş etkileyici bir film izledim çünkü. Cannes'daki seyirci ne izlemiş işte onu bilemedim :(


3 başarılı oyuncu (Matthew McConaughey, Ken Watanabi & Naomi Watts) ve ormanın o sihirli havasının yanı sıra Chris Sparling tarafından yazılmış senaryoyu da çok başarılı buldum. 

Minik minik puzzle parçaları filmin sonuna doğru birleşmeye başladıkça tüylerim diken diken oldu. Filmin sonunda ise kendi payıma düşeni aldığımı söyleyebilirim.


"Sonsuzluk Ormanı"  "iyi ki izlemişim" dediğim filmlerden biri oldu. Hayatın anlamını sorgulayan, sizi düşündüren filmleri seviyorsanız, yönetmenliğini Gus Van Sant'in yaptığı bu filme bir şans verin derim.


18 yorum:

  1. Hemen izlemeye başladım bile sağol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süpersin :)
      İzledikten sonra yorumlarını da bekliyorum mutlaka. İyi seyirler

      Sil
  2. Ben de niçin yuhalandığını merak ettim. Biraz araştırdım ama net bir şey yazmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de şaşırdım.
      O kadar kötü bir film değil halbuki

      Sil
  3. İnsan beğenmese de niye yuhalar ki,merak ettim filmi severim de böyle konuları izleme listeme eklendi.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni sardı diyeyim. Umarım sen de keyifle izlersin

      Sil
  4. En kısa zamanda izleyeceğim acayip ilgimi çekti. Teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  5. İlgimi çekti açıkçası, en kısa zaman izleyeceğim. Teşekkürler paylaşım için...

    YanıtlaSil
  6. Filmin fotografik dili çok güzelmiş. Gerçekten neden yuhalanmıs?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğuma göre basın gösteriminde yuhalanmış. Sinema eleştirmenleri filmi beğenmemişler, hatta Gus Van Sant'in en vasat filmi diye nitelendirmişler.
      Zevk tabii, herkese göre değişiyor.

      Sil
  7. Aklımda bulunsun bende izleyecektim aklımdan çıkmıştı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel ben de hatırlatmış oldum böylece.
      iyi seyirler

      Sil
  8. Filmin Cannes'da yuhalandığını duyunca şaşırdım. Anlattıklarınızı okuduktan sonra bu filmi benim de çok seveceğimi düşündüm hatta. İçinde olmadığımız hiçbir durumu anlayamıyoruz. Oysa hayat bitmeyen olasılıklarla dolu. Alınacak çok ders var. Yazıyı keyifle okudum. iyi ki şans eseri çıkmışsınız karşıma. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi adıma beni etkilediğini ve her şeyden önce düşündürdüğünü söyleyebilirim. Zevkler ve renkler tartışılmazmış, sanırım bu da öyle bir şey.

      Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için ve hoşgeldiniz:)

      Sil
  9. İlginç ve güzel bir filme benziyor.İzlemeye değer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etkileyici bir film diye düşünüyorum ama sinema eleştirmenleri bana katılmamış anlaşılan :p

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.