Zemberekkuşu'nun Güncesi | Haruki Murakami - Sibelynka

Zemberekkuşu'nun Güncesi | Haruki Murakami


Haruki Murakami kitaplarının garip bir cazibesi var bana göre. Ne kadar duru ve süssüz olursa o kadar içine çekiyor okuyucusunu. "Zemberekkuşu'nun Güncesi" benim için "İş bitse de kaldığım yerden devam etsem" dediğim, sayfalarını çevirmeyi merakla beklediğim bir kitap oldu. 

İlk olarak beni etkileyen kitabın adı oldu diyebilirim. Zembereği çevrilen ve her sabah üşenmeyen işini yapmaya koyulan bu kuş bile Murakami'nin hayal dünyasının renkleri hakkında bilgi veriyor bize.


Hikayemizin baş kahramanı eşiyle mutlu bir evlilik sürdüren, iyi bir ev erkeği Toru Okada. Her şeyin birbirinin benzeri ilerlediği bir zamanda, çiftimiz kedilerini kaybediyorlar - daha doğrusu kedileri evden kaçıyor. Onu arama sürecinde de aslında gördüklerinin olan bitenin ufacık bir kısmı olduğunu fark ediyor Okada. Pandora'nın kutusundan gizli kalmış öyle şeyler dökülüyor ki ortaya, sonunda, Okada kediden çok kendini bulmaya ihtiyacı olduğunu anlıyor.

Bugüne kadar gerçekten de istediğim hiçbir şeye sahip olamadım. Tek bir kez bile, anlıyor musun? Olanaksızmış gibi görünüyor değil mi? Eminim ki kimsenin başına gelmemiştir bu; kimse anlayamaz, sen bile! Bak, insan istediğini hiçbir zaman elde edememeye alışınca, sonunda gerçekten neyi istediğini bilmez oluyor.

Ona bu süreçte yardımcı olan da pek çok ilginç karakter var ama benim favorim, savaş anılarını soluksuz okuduğum Teğmen Mamiya oldu. Japon tarihini sıkmadan okuyucusuna çok güzel anlatmayı hatta kimi yerde yaşatmayı başarıyor yazarımız. Ve her cümlesinin bin bir anlam sakladığı tatlı May Kasahara tabii :)
Pek ısınamadığım karakterler de oldu bittabi. Mesela Tarçın ve Muskat yani nam-ı diğer Malta Kano maceralarından çok da keyif almadım. 

Nefret, uzun kara bir gölgedir. Çok zaman nefret eden kişi bile nereden geldiğini bilemez. İki yanı keskin bir kılıca benzer. Karşınızdakine şiddetle indirirseniz, kendinizi kesersiniz. Bu da ölümcül olabilir. Ama ondan kurtulmak kolay değildir.

Kitap sonrasındaki araştırmalarımda da hikayede sıklıkla geçen "kuyu" kavramının Japon kültüründe çok önemli bir yeri olduğunu öğrendim. Bu nedenle Okada ve kuyu ikilisi, sonrasında kafamda çok daha yerini buldu.

Kitabın sonlarına doğru bir parça uzatma olduğunu düşünsem de - kitaba dair tek eleştirim de bu olabilir - sizi bambaşka dünyalara götürecek Zemberekkuşu. Sakın sayfa sayısı falan gözünüzü korkutmasın, nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile! Ben en kısa zamanda Murakami kitaplarının kalanlarını bitirmeyi planlıyorum. 

Siz bu muhteşem yazarla henüz tanışmadıysanız bence bu harika bir fırsat olabilir. Şimdiden keyifli okumalar!


"Zemberekkuşu'nun Güncesi"
Orijinal Adı: Necimaki-dori Kuronikuru 
Yazar: Haruki Murakami
Çevirmen: Nihal Önol
2015 Doğan Kitap, 744 sayfa

14 yorum:

  1. Murakami kitaplarını okumayı seviyorum ama hiçbir şey anlamıyorum. Bir de Paul Aster var böyle. Bayılıyorum kitaplarını okumaya ama hiçbirisini hatırlamıyorum. Çok ilginç .

    Merak ettim bj kitabını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumadığım daha bir sürü kitabı var, o yüzden diğerlerini bilemiyorum ama bu, bana göre akıcı bir kitaptı. Adı bile hemen ilgimi çekti, başladığım gibi de bitirdim :)

      Sil
  2. Forever Murakami:) Çok severim çok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de diğer kitapları için meraktayım :p

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Şiddetle tavsiye ederim.
      Senin yorumlarını okumayı da çok isterim

      Sil
    2. Geçen sene veya öncekinde After Dark ve Dance Dance Dance kitaplarını yazmıştım. Fakat sildim. Okumadıysanız eğer hemen paylaşayım: ikinci olan kitap favorilerimden biri oldu. Müzikli. Esrarengiz. Sürükleyici. Şaşırtıcı. Türkçe'ye henüz çevrilmedi. Büyük kayıp bence. // After Dark o zaman çevrilmemişti fakat bu sene çevrildi. O da oldukça melankolik ve buğulu gelmişti. Sahilde Kafka'yla birlikte en sevdiğim kitapları üçü :)

      Sil
    3. Çok ilginç hala çevrilmemesi, bu kadar takipçisi varken.

      Sil
  4. Bu kitabın bu kadar kalın olduğunu bilmiyordum ama dediğin gibi yazılmışsa kısa sürede okunacaktır. Yazarın sadece İmkansızın Şarkısı kitabını okudum, o da yıllar önceydi. Elimde Kadınsız Erkekler var. Onu okuduktan sonra bu kitaba bir şan verebilirim. Yorum için teşekkürler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "İmkansızın Şarkısı"nı ben de duydum. Ya ona ya da 1Q84'e başlamayı düşünüyorum.
      Kadınsız Erkekler'i duymmıştım, yorumunu okuduktan sonra listeme ekleyebilirim.

      Ne demek, ben teşekkür ederim yorumun için

      Sil
  5. Hiç okumadığım bir yazar. neden bilmem şimdilik edinmedim kitabını..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka bir göz atmanı tavsiye ederim. Zaten hemen anlarsın sevip sevmeyeceğini...

      Sil
  6. Kuyuyu merak ettim... tembel olduğum için de gidip araştırmıyorum. Sibelynka yazar diye beklemeyi düşünüyorum :))
    (Ahlat Ağacı’da bahsedilen mi?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisinde de "kuyu" aslında benzer anlamlarda kullanılmış - ya da ben öyle algıladım.B Bu bir tesadüf olmasa gerek.

      Ben araştırayım sonra yazayım ;))))))

      Sil